25 Aralık 2016 Pazar

SULLY


2016 yapımı, etkileyici filmlerden biri. Oyunculuklar göz dolduruyor. Konu gerçek bir olaya dayandığı için filmin atmosferine hemen kendinizi kaptırıyorsunuz. Biraz durağan eleştirisi yapabiliriz ama konu belli, tür dram.. Yılın izlenmesi gereken yapıtlarından biri. Ben severek izledim. 155 yolcunun bu faciadan kurtulmasına da ayrı bir sevindim. Bu arada Tom Hanks doruklarda bir oyunculuk sergilemiş.

29 Kasım 2016 Salı

BAYAN PEREGRİNE'İN TUHAF ÇOCUKLARI



Fantastik film severler, kaçırmak istemeyeceğiniz bir yapıtla karşınızdayım. Yönetmen Tim Burton! Ben çok beğendim. Çocukların sıra dışı özelikleri, anlatılmaya çalışılanlar gerçekten de insanı ekran başına kitlemeyi başarıyor. Korku öğeleri çok fazla değil. Canavarlar var diye izlememezlik yapmayın. Bu akşam kendinize bir güzellik yapınve bu filmi izleyin. Çayınızı, kurabiyenizi hazırlayın, ışıkları kapatın. Sesi de biraz açın. Keyifli bir film sizleri bekliyor.

2 Kasım 2016 Çarşamba

ZİNDAN ADASI



Güzel, çok güzel, sorgulatıcı ve akıl karıştırıcı sıra dışı bir filmle yolumuza devam ediyoruz. Ben bu filmi izlemeyi hep erteledim, hep sonralara daha sonralara erteledim, bir gün izlerim diye. Ve geçen gün nihayet izledim. Ve görüşlerim çok olumlu yönde oldu. Her şeyden önce gizemli, psikolojik tabanlı ve kurgusu sağlam olan filmlere bayılıyorum. Yani izlerken Mulholland çıkmazını izler gibi izledim. Sembolist bir anlatımla başta sonra izleyiciyi etkisi altına alan ve film bittikten sonra dahi kendi içinizde beyin fırtınası yapmanızı sağlayan güzel bir filmle karşı karşıyayız.Tebrikler Leonardo Di Caprio tebrikler Martin Scorsese...

10 Ekim 2016 Pazartesi

12 YILLIK ESARET


  Hayattaki en acı şey, bir toplumu rengiyle, ırkıyla, diliyle yahut diniyle yargılamaktır. Bu insanlık için çok aşağılayıcı bir durumdur. Mezalim hemen hemen her çağda görülmüş ve görülmeye devam eden bir insanlık suçudur. Ve bu suç toplumlarda, uygarlıklarda tarif edilemez buhranlar ve yaralar açmıştır.
   Filmin ana konusu bu ilk paragraftan yola çıkarak bize bir şeyler anlatmaya başlıyor.Film zaman zaman durağan geçse de bu durağanlık filmin önüne geçmemiş. yani durağan olduğunu düşünüp izlemeye korkan vatandaşlar izleyebilirler çünkü atmosfer ve trajedi izleyiciyi bir şekilde ekran başına kitlemeyi başarıyor.
  Yaratılan atmosferi ben beğendim
   Bunun dışında diyaloglar yerinde oturmuş. trajediler mükemmel bir şekilde yansıtılmış, kölelik psikolojisinin insan ruhunda yarattığı tahribatlar kusursuz bir şekilde verilmiş. Kötüler rolünü çok iyi oynamış ve çok iyi kötü olmuşlar. Eğer bir filmde kötü adamları dövmek hatta öldürmek istiyorsanız bilin ki kötü adam rolünü canlandıran oyuncular hakkını vererek oynamışlardır. Gerçekten de kötü karakterleri bir bir tebrik ediyorum, Kötülüğün ruhunu çok iyi yansıtmışlar ekrana.
Bize de izlemek, yorumlamak ve düşünmek kalmış! Irkçılığın, ayrımcılığın, adaletsizliğin, savaşların, kıyımların  son bulduğu bir dünyayı düşlemek kalmış....

4 Ekim 2016 Salı

GEÇMİŞİN GÖLGESİNDE


Kimi filmler vardır, izlersiniz izlerken etkilendiğinizi düşünürsünüz ama bittikten sonra zaman geçtikçe hafızanızdan silinmeye başlar. Kimi filmler vardır, yıllar geçse dahi etkisi zihninizde kalır. Kelebek gibi uçmaz yahut ispirto gibi kaybolmaz. Zihninizde onu bir yere koyarsınız. Hatta hayatınızın sonuna kadar sizi takip eder. İşte bizler bu tür eserlere gerçek bir yapıt deriz. Bu tür yapıtlarda senaryo ve oyunculuklar kusursuzdur. Hatta bu tür yapıtlar ister istemez oyuncularını ve yönetmenini devleştirir!
American History X tam da böyle bir film. Akıldan çıkmayacak sahnelerle dolu. Her sahne hakkını vererek çekilmiş. oyunculuklar muhteşem. Öfkeli, ırkçı bir gencin hapishaneye girdikten sonraki değişimi ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Faşizme, ırkçılığa, insan haklarına, renk ayrımcılığına karşı eleştirileriyle  kült olmayı başarmış filmin yönetmen koltuğunda İngiliz yönetmen Tony Kaye oturuyor.

26 Ağustos 2016 Cuma

STRANGER THİNGS


Dün akşam pintereste(fikir kataloğu) gezinirken tesadüf  eseri bu yapımın afişini gördüm. Sonra İMDB notuna baktım ve notunun dokuz küsürlerde olduğu gördüm. Bu kadar yüksekse herhalde sağlam bir yapımdır diyerek izlemeye koyuldum. İyi ki de izlemişim. Gerçekten hakkını veren bir yapım olmuş. Konu, oyunculuk, atmosfer bir harika. Bir solukta 3 bölümünü izledim. Gerilim, gizem, bilim kurgu! Ne dilerseniz var. Göndermeler güzel. Edgar Allan Poe'nın sınıftaki posteri filme cuk diye oturmuş.Kaliteli güzel ve sürükleyici bir dizi izlemek istiyorsanız bu yapımı tavsiye ediyorum. İzleyin pişman olmayacaksınız!

22 Ağustos 2016 Pazartesi

THE LOBSTER

The lobster yani türkçe anlamıyla ıstakoz bizi bambaşka diyarlara götüren sürrealist bir film. Cannes'den 2 ödülle dönene filimin konusu oldukça değişik.  Şehirde yalnız kalmış ve dikiş tutturamamış insanlar bir otele gönderiliyorlar. Bu otelde amaç bir sevgili bulup kurtulmak. Eğer hayat arkadaşını bulamazsan  hayvana dönüştürülüyorsun. Bizim baş artist de eğer sevgili yapamazsa lobster'a dönüştürülmek istiyor. Oldukça çarpıcı bir film, Distopya türünü sevenler kaçırmasın!

7 Ağustos 2016 Pazar

BAŞLANGIÇ


Bu film için yazılacak çok şey var aslında. Biz kimiz, neyiz, nereden geldik nereye gidiyoruz? Binlerce, yüzlerce, yüzbinlerce soru! Rüyalar bizlerin var oluş alanları mıdır, değil midir? Bizler gerçeğin içinde kaybolmuş birer rüya mıyız? Geleceğin uygarlıkları rüyalar içinde gerçek hayatlar yaşayabilecek mi? Ölüm ve yaşam arasındaki o ince çizgi sadece bir rüyadan ibaret mi? Yoksa her şey bir bilinç altı yansıması mı? Yansıma! Evet yansıma! Bu filmi anlatabilecek en iyi metaforlardan biri yansıma sözcüğü olacaktır. İzlemediyseniz mutlaka izleyin. Cristopher Nolan'ın düş gücüne hayran kalacaksınız!

31 Temmuz 2016 Pazar

MULHOLLAND ÇIKMAZI


Bu film benim izlediğim en iyi filmlerden biri. Garip, sıra dışı, uçuk ve sürrealist imgelerle film bir filmden daha çok anlaşılması zor bir şiiri anımsattığı için beni fazlasıyla etkilemeyi başardı. Tam, anladım şimdi böyle olacak derken bambaşka bir boyut kazanan film her sahnesinde benliğinizin içine giriyor ve sizi imgelerle dolu bir diyarın içine sürüklüyor. Tabii bunda David Lynch'in ressam olmasının da etkileri çok fazla. Lynch filmin her sahnesinde sürrealist tablolar çiziyor. Ve bu tablolarla bilinci yarıp üst aklın doruklarına çıkıyor. Kısaca söylemek gerekirse Hollywood'un doruklara çıktığı bir film! İyi anlamak için birkaç kez izlemekte fayda var. İyi seyirler.

27 Temmuz 2016 Çarşamba

DEHŞET SOKAĞI


Yaşanmış gerçek bir olaydan uyarlanmış bir korku filmi dehşet sokağı. Bir korku seansı değil tabii ki ama kötü bir film de değil. Yani izlerken gerildiğiniz anlar oluyor. Gerçek bir hikayeden yola çıktıkları için de etkileniyorsunuz. Zamanın hayalet avcıları olan Warren çifti tıpkı korku Seansı filmindeki olaylar gibi bu olayı da araştırmışlar.
Bence film vakit kaybı değil. İzlenebilir. Özellikle evin atmosferi ve bahçesi beni etkiledi. İyi seyirler olsun.

23 Temmuz 2016 Cumartesi

KIZIL TEPE



Lafı dolandırmadan yorumlarıma geçiyorum. Öncelikle filmin artılarından başlayalım. Filmin görüntü kalitesi muhteşem, çekimler üst düzey, atmosfer kusursuz, gerilimin dozu güzel. Yani kısaca ilgi uyandıran bir film. İzlerken merak ediyorsunuz ve sıkılmıyorsunuz. En azından durağan bir film değil. Yalnız eksileri de yok değil. Bunlar neler yazalım: Oyuncularda bir donukluk var gibi geldi bana. Ayrıca senaryo aman aman bir senaryo değil. Film klişelerle dolu. Daha ilk baştan katilin kim olduğunu anlıyorsunuz. Katiller bakışlarıyla ve mimikleriyle: " Hey bakın biz katiliz asabımızı bozmayın yoksa adamı soğan gibi doğrarız" diye haykırıyorlar. Ama yönetmen öyle bir atmosfer yaratmış ki bunlar gözünüze fazla batmıyor. Keyifle izlemeye başlıyorsunuz ve keyifle bitiriyorsunuz.

9 Temmuz 2016 Cumartesi

PSYCHO


      Bir kült filmle daha yine beraberiz. Siyah beyaz olmasına rağmen, 1960'lı yıllarda geçmesine rağmen hatta ve hatta bazı sahnelerde müsamere izlenimi yaratmasına rağmen korkunun doruklarına çıkmış bir film Sapık!
     Alfred Hitchcock babanın gözlerinden deliliğin sınırlarında yol alıyoruz. Ne olacak ne oldu derken sapık karakteri tüm sapıklığıyla insan psikolojisinin  ne kadar akıl almaz bir enerji olduğunu bizlere gösteriyor! Filmin her sahnesinde, irkiliyoruz, hafiften tırsıyoruz ve insan ruhunun derinliklerinde yolunu kaybetmiş bir keşiş gibi ilerliyoruz!
  Kötülük mü delilikten doğuyor, yoksa delilik mi insanları kötülüğe sürüklüyor sorgusunu film boyunca yapmaktan kendinizi alı koyamıyorsunuz!
  Bence izleyin hatta beni boş verin, evrensel görüş  şiddetle izlemenizi salık veriyor...

30 Haziran 2016 Perşembe

SLEEPY HOLLOW



Bir filmde gizem mi istiyorsunuz alın size gizem, gerilim mi istiyorsunuz alın size gerilim, 19. yüzyıl mı istiyorsunuz alın size 19. yüzyıl, Johnny Depp mi istiyorsanız alın size Johnny Depp. Bir kere her şeyden önce filmdeki atmosfer yaşanmaya değer. Oyunculuklar gayet başarılı! Film son ana kadar sürükleyiciliğini koruyor, kurgu güzel. Bir gerilim filmden ne istersiniz: Atmosfer, sürükleyicilik, kurgu ve oyunculuk! Bunların bir arada olduğu iyi bir film olmuş. Tabii Tim Burton'u unutmamak lazım!    

29 Haziran 2016 Çarşamba

THE CONJURİNG 2


Ve işte korku seasında geldiğimiz son nokta. Kasvetli bir ev, kasvetli bir mahalle ve kasvetli tiplerle baştan sona kasvet içinde izleyeceğimiz nefes kesici bir korku filmi! Korku filmlerini seviyorsanız kaçırmayın. Mutlaka izleyin. İlki oldukça iyiydi bu da çok iyi. James Wan kaliteli bir iş çıkarmış. İzlerken benim tüylerim diken diken oldu. Yani öyle bir atmosfer vardı ki filmde ister istemez içine dahil oldum. Kaçırmayın

19 Haziran 2016 Pazar

TAXİ DRİVER


   1976 yapımı kült bir film Taxi Driver. Yönetmen koltuğunda ise Martin Scorsese var, baş rolde ise Robert De Niro!
   Şimdi nereden başlıyayım bilmiyorum, çünkü tarif etmesi kolay bir film değil. Milyonlarca duygunun tek bir potada eritildiği filmleri ve kitapları anlatmak her zaman zor olmuştur.
   Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki, film sanatsal yönü ağır olan, insan ve toplum psikolojisini gözler önüne seren bir başyapıt! Gizli ayrıntılar ve yapılan roller filme müthiş bir gizem katmış. Robert De Niro gencecik yaşında kamera karşısında devleşmiş! Ses tonu, o deli deli gülümsemeleri yani bunlar kelimelerle anlatılmaz, yaşamak izlemek lazım.
    Özellikle hoşlandığı kadını bir şekilde bağlaması ve o gazla porno film izlemeye götürmesi, artı başkan adayına suikast girişiminde bulunması ama fark edilince topukları yağlaması, taksiyle Manhattan sokaklarında avare avare dolanması, en sonunda cinnet geçirip ortalığı kan gölüne çevirmesi...
İzleyin pişman olmazsınız!

17 Haziran 2016 Cuma

MR HUBLOT


Fransa'dan 11 dakikalık muhteşem bir animasyon. Yönetmen daha doğrusu yönetmenler ( iki yönetmeni var) öyle bir düşünerek senaryoyu kurgulamışlar ki bu kısacık izlenim süresinde evrenseli yakalamayı başarabilmişler. Konuşma yok, aksiyon yok, böyle şeyler yok. John Wick gibi kırıp dökmüyor! Cehennem silahı gibi oradan oraya koşturmuyorlar. Sadece evrensel bir sevgi fikri var ve bu sevgi de en üst boyutta irdeleniyor. Tebrikler. Güzel bir yapım olmuş, yapanların ellerine kollarına sağlık.  

16 Haziran 2016 Perşembe

JOHN WİCK


    Bazı filmler vardır toplam yirmi otuz cümle konuşulur kalanı aksiyondur. Bu film de böyle bir film. Film boyunca milletin ağzına akrep girmiş bu yüzden herkes konuşmakta zorlanıyor ve herkes derdini bakışlarla anlatıyor. John Wick geçmişi suçlarla dolu bir tetikçi. Hatta bir psikopat! Sevdiği kadını kaybetmiş hüzünlerle dolu bir adam! Geriye sadece sevdiği kadından bir köpek kalmış, o köpek de zengin bir züppe tarafından öldürülüyor ve film de burada başlıyor.
  John Wick köpeği öldüren züppeyi öldürene kadar büyük bir kıyım yapıyor ama bir tane polis de çıkıp " Yeter be kardeşim dur hele demiyor!" Sanki adam insan değil de böcek öldürüyor. Yasa filan yok! Yani her şey tamamen kurgusal!
  En nihayetinde, Call of Duty, GTA5, Battefield gibi aksiyona dayalı bilgisayar oyunları gibi bir film izlemiş oluyorsunuz! John Wick  öldürdüğü her adamda bonus topluyor.
 

15 Haziran 2016 Çarşamba

THE DAY AFTER TOMORROW



   Roland Emmerich'in felaket filmlerinden bir tanesi. Emmerich aynı zamanda Yıldız Geçidi, Kurtuluşu Günü , 2012 ve Anonymous filmlerinin de yönetmeni!
  Yarından sonra 2004 yılında çekilmiş .Bense dün izleme fırsatı buldum! Genel olarak güzel bir film. 12 yıl öncenin teknolojisiyle bugünün teknolojisi bir değil tabii ama yine de efekt kanadında düşünecek olursak standartların üzerinde diyebiliriz! Bence izleyin. En azından Emmerich için izleyin!

13 Haziran 2016 Pazartesi

KÖTÜ KOMŞULAR



The Hangover tarzı çatlak bir Amerikan filmi! Hani bazı filmler vardır, sana hiçbir şey kazandırmaz ama izlerken keyif alırsın! İşte bu film öyle bir film! Çatlak bir film. 2 yetişkin çocuk sahibi karı koca, mahallelerine taşınan genç bir grubun soytarılıklarıyla uğraşıyorlar. Gençlik, komedi, ev partileriyle dolu çılgın bir komedi! Çılgın ve absürt  işleri seviyorsanız izleyin, sakin işleri seviyorsanız bulaşmayın.

11 Haziran 2016 Cumartesi

TOMORROW LAND



Bu aralar fantastik bir film arıyorsanız bu film sizleri çin ideal olabilir. Keyifli ve tatlı bir film. En azından George Clooney var! Çocuklarla güzel bir performans çıkarmış. Çok şey beklemeyin ama! Yani bir Geleceğe Dönüş değil! Bu hissiyatla ekranın karşısına geçin.

10 Haziran 2016 Cuma

ANT MAN




Komik, eğlenceli, fantastik bir film izlemek istiyorsanız Ant-Man iyi bir seçim olacak. Baştan sona bu duygularla yol alıyor film! Düşündürmüyor, yormuyor, üzmüyor, çaresizleştirmiyor. Hollywood yine efekt kanadında döktürüyor efenim. Bize de izlemek kalıyor sadece!

HACHİKO: A DOG'S STORY


İçinizi ısıtacak bir film mi arıyorsunuz? Duygulanmak ve hafiflemek mi istiyorsunuz? Evet bu saydıklarımın hepsi bu filmde fazlasıyla var. Köpekli, hayvanlı filmleri sevmeyen birinin bile bu filmi seveceğini düşünüyorum. Özellikle Richard Gere'in oyunculuk performansını çok beğendim. Kaçırmayın, izleyin. Tavsiye ediyorum.

19 Mayıs 2016 Perşembe

THE BABADOOK




Oldukça kaliteli bir korku filmi The Babadook. The Other, Altıncı His ve Korku Seansı filmleri gibi sürükleyici bir film. Korku öğeleri dozunda ve oyunculuklar etkileyici. Filmin İmdb puanı 6,8! Korku filmi için oldukça yüksek bir puan. Eğer psikoljik gerilim filmlerini seviyorsanız izleyin!  

POİNT BREAK



Bu filmden görsel efekt dışında pek fazla bir şey beklemeyin. Yani diyaloglar, vizyon, verilmek istenen fikirler yerlerde sürünüyor. Sadece John Wick'i izleyecek gibi oturun filmin karşısına. Kısaca kafa dağıtmak için güzel bir film.

6 Şubat 2016 Cumartesi

LAZARUS ETKİSİ


 Bir heyecanla başladık filme. İlk başları gayet güzeldi. İşte bilim adamları ölen varlıkları dirilten bir serum geliştirmişler. Bu serumla ölmüş bir köpeği filan canlandırıyorlar. Sonra yeniden hayata getirdikleri köpeğin davranışlarını gözlemliyorlar. Derken işler sarpa sarıyor. Bilim adamlarından biri deney esnasında ölüyor. Diğer bilim adamları tüm riskleri göze alıyor ve ölen kadını seruma bağlayıp canlandırıyorlar! Fakat hayata dönene bilim adamı şeytani bir özellikle gelip ortalığı dağıtıyor. Hollywood klişeleriyle dolu saçmalıklar da bundan sonra başlıyor.  Korku kan ve tedirginlik. Ve abuk bir son. Bence bu film yerine Stephen King'in  hayvan mezarlığını izleyin. İşte o tam bir baş yapıt.

31 Ocak 2016 Pazar

DERİN KABUS



Dün gece denk geldi. Öyle laf olsun diye başladık ama yusuf yusuf etmeyi başardı. Bence korku dalında başarılı bir film olmuş. Ortamın kasveti ve delilik ritüelleriyle filmde dinamizmi yakalamayı başarmışlar. Sonunda ne olacak diye merak ediyorsunuz. Vaktiniz bulabilirseniz izleyin! Ama filmi izlerken size eşlik eden biri olsun! Yoksa tırsabilirsiniz!!